Susurluk Kronolojisi (Öncesi, Kaza, 1997, 1998, 1999, 2000)

Susurluk’un Öncesi

22 Mayıs 1947: ABD Başkanı Truman, Türkiye ve Yunanistan’a komünizm tehlikesine karşı mali yardım yasasını imzaladı.
5 Haziran 1948: İstanbul’da Komünizmle Mücadele Derneği kuruldu. İlk kongresini 30 Ekim 1948’de yapan dernek, 1963 yılında 9, 1968 yılında 141 şubeye sahipti.
4 Nisan 1949: Washington’da NATO anlaşması imzalandı.
7 Temmuz 1950: Türkiye Kore Savaşı ile ilgili BM kararını onayladı  ve ABD önderliğinde oluşturulacak Birleşik Komutanlığa 4500 asker yollamayı kabul etti. (Savaş sonrasında, Kore’ye yollanan askerlerin 717’sinin öldüğü, 2246’sının yaralandığı ve 167’sinin de kayıp olduğu bildirildi.)
20 Eylül 1951: Türkiye NATO üyesi olarak kabul edildi.
27 Eylül 1952: Seferberlik Tetkik Kurulu, Amerikan Askeri Yardım Kurumu JUSMAT binasınada kuruldu.
6/7 Eylül 1955: Selanik’te Atatürk’ün evinin bombalandığı iddiası ile başlayan olaylar azınlıklara yönelik bir yağma harekatı şekline dönüştü. Hükümet İstanbul, Ankara ve İzmir’de sıkıyönetim ilan etti ve olayları başatanların komünistler olduğunu açıkladı.
27 Mayıs 1960: Türk Silahlı Kuvvetleri içinde Milli Birlik Komitesi adıyla faaliyet gösteren bir grup subay yönetime el koydu. Devlet Başkanlığı, Başbakanlık ve Milli Savunma Bakanlığı görevlerini Orgeneral Cemal Gürsel üstlendi. Başbakanlık Müsteşarlığına Kurmay Albay Alparslan Türkeş getirildi.
31 Temmuz 1964: 13 Kasım 1960’da Milli Birlik Komitesinden ihraç edilen Alparslan Türkeş CKMP’ye girdi ve genel başkanlığa getirildi.
1965: Ülkü Ocakları Derneği kuruldu.
14 Temmuz 1968: CKMP sözcüsü Rıfat Baykal, partili gençleri “her bakımdan dinamik ve etkili bir kadro haline getrimek için parti gençlik kamplarında komando dersleri verileceğini açıkladı.
9 Şubart 1969: CKMP’nin adı Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirildi.

22 Kasım 1970: İstanbul’da Kültür Sarayı kimliği belirsiz kişilerce yakıldı.
12 Mart 1971: Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, Deniz Kuvvetleri Komutanı Cemal Eyicioğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri adına hükümete, Millet Meclisine ve Cumhuriyet Senatosuna yönelik hazırlanan 12 Mart Muhtırasını verdi. Demirel kabinesi istifa etti. Okumaya devam et “Susurluk Kronolojisi (Öncesi, Kaza, 1997, 1998, 1999, 2000)”

Suriye’de hava saldırılarında gözlerinin kör olduğunu öğrenip ” baba gözlerim, kör oldum” diye haykıran çocuk Gaziantep’te tedavi edildi.

G7 zirvesinde tarihe geçecek kare

Twitter’dan paylaşılan bir fotoğraf, skandal G7 Zirvesi’nin özeti olarak kabul edildi. Fotoğraf Alman basınında, “Merkel bakışlarıyla Trump’ı koltuğuna çiviledi” diye yorumlandı ancak diğer G7 ülke liderlerinin fotoğrafçıları da Almanlardan geri kalmadı. İşte diğer ülke basınlarına yansıyan fotoğraflar ve yapılan yorumlar Okumaya devam et “G7 zirvesinde tarihe geçecek kare”

Eren Erdem: MİT TIR’ları tutanaklarını Bülent Tezcan’dan temin ettim

CHP’li Eren Erdem, Zaman gazetesine gitme talimatını Kemal Kılıçdaroğlu’dan, MİT TIR’ları tutanaklarını da Bülent Tezcan’dan aldığını söyledi.

CHP’nin İstanbul Milletvekili Erdem, canlı yayınlanan Artı TV Gece Editörü programında “Hakkımda FETÖ’ye üye olmamakla birlikte FETÖ’ye yardım etmek şeklinde bir soruşturma açmışlar. Bunu da MİT TIR’ları tutanaklarının bende olması, bununla ilgili attığım tweetler ve Zaman gazetesinin önüne gitmem nedenlerine bağlamışlar. Zaman gazetesine Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun o gün Enis Beye vermiş olduğu talimatla gittik. MİT TIR’ları tutanaklarını da Sayın Genel Başkan Yardımcımız Bülent Tezcan’dan temin ederek o tweetleri attım. Devlet bunları bilmiyor mu? Biliyor. Devlet ne diye bizi FETÖ’ye bağlamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Yatağında ölemeyen lânetli hanedan

Ürdün sarayına bir veliahd kâbusunun çökmesi ve Kral Hüseyin’in kardeşi Hasan’ı azledip yerine yarı İngiliz olan oğlu Abdullah’ı getirmesi dünyanın gündemine yerleşince, Ürdün Krallığı’nın kurucularının geçmişini yazayım dedim… (…)

Kral Hüseyin’in büyük dedesinin ismi ‘‘Hüseyin bin Ali’’ydi ve biz ona ‘‘Şerif Hüseyin’’ derdik. ‘‘Şerif’’ unvanını taşırdı, zira peygamber soyundan geldiğine inanılırdı. 1856’da Mekke’de doğdu. Sultan Abdülhamid’in iktidar senelerinde ‘‘Bağımsız bir Arap devleti kurup bütün Araplar’ı tek bir bayrak altında toplamak’’hevesine kapıldığı ve bu iş için İngilizlerle temasa geçtiği anlaşılınca İstanbul’a getirilip göz hapsine alındı. Şehirden ayrılması, hatta evinden dışarıya adım atması bile yasaktı. Yıllarca böyle yaşadı ama Abdülhamid’i devirip iktidara gelen İttihadçılar akıl almaz bir iş yaptılar: Hüseyin ‘‘Emir’’ unvanıyla Mekke’ye yollandı, yani kurda kuzu emanet edildi.

Derken imparatorluk Birinci Dünya Savaşı’na girdi ve Hüseyin’in hayalleri de ‘‘Arap isyanı’’ şeklinde yavaş yavaş hakikate dönmeye başladı. Bunda Londra’dan yollanan ve meşhur Lawrence’in dağıttığı altınların etkisi büyük oldu; Hüseyin1916’nın 9 Eylül’ünde kendisini ‘‘Hicaz Kralı’’ ilân etti, bir ‘‘isyan’’ ve ‘‘cihad’’bildirisi yayınladı. ‘‘…Türkler dinden çıktılar. …Araplar’ın Türkler’e karşı cihadı farzdır…’’ diyordu.

(…) Ölüm döşeğinde sayıklarken ‘‘Osmanlı’ya kılıç çekmemeliydim’’ dediği ve lânete uğrama endişesi içerisinde olduğu rivayet edildi ama aradan geçen seneler bu rivayetleri de, endişeleri de haklı çıkardı. Kendisinden sonra tahta geçen çocuklarıyla torunlarının hiçbiri yataklarında can veremedi… Okumaya devam et “Yatağında ölemeyen lânetli hanedan”