Taraf’taki operasyonun şifresi bu fotoğrafta!

İçlerinde Mehmet Altan ve Amberin Zaman’ın da olduğu bir grup gazeteci Gülen cemaati organizasyonuyla ABD’ye gitti.Bir de Pensilvanya’da Fethullah Gülen ile görüştüler. O geziye ilişkin ortalığı karıştıran iddialar “CHP tetikçisi” ve “top sakal çetesi” ile ilişkili bir gazeteciden geldi.

İddiaya göre Mehmet Altan Fethullah Gülen’in elini öpüp, “Artık masaya yumruğunuzu vurun” diyerek tıpkı eski Türkiye’de askerleri gaza getirmeye çalışan “vesayetçiler” gibi davrandı.

Ancak Altan o iddiayı reddetti.

Her ne kadar Mehmet Altan iddiayı reddetse de ABD’de Gülen cemaatine ait Ebru TV’de Amberin Zaman’la birlikte konuk olup verdikleri mesajlı fotoğraf, Altan ve familyası hakkında bilmemiz gerekenleri yeterince açık ediyor.

Kaynak:  MedyaGündem

Tayyip Erdoğan; Ahmet Hakan, Akif Beki ve Eyüp Can’ı programda istemedi

Hani beklemediğiniz bir şey duyduğunuzda “yok artık; daha neler?” nidasıyla şaşırdığınızı belli edersiniz ya; Başbakan Erdoğan‘ın CNNTÜRK- KANAL D ortak yayınında dört meslektaşımızın sorularını cevapladığı söyleşinin perde arkasını öğrenince ben de “yok artık; daha neler?” diye küçük bir çığlık attım…
Çünkü; bana olayın perde arkasını anlatan kişi hükümetin içinden gelen çok saygın ve güvenilir bir dosttu ve şunları söyledi…

“Yayıncı kuruluş sayın Başbakanımıza soru soranlar arasında Ahmet Hakan ve Eyüp Can’ın da olmalarını istedi ama Sayın Başbakanımız bunu kabul etmedi”…

Ahmet Hakan
‘ın istenmeyişine hiç şaşırmadım…
Ama Eyüp Can neden istenmemişti anlayamadım…
Sebep çok kısaydı: Okumaya devam et “Tayyip Erdoğan; Ahmet Hakan, Akif Beki ve Eyüp Can’ı programda istemedi”

300 aydından 3 maddelik ‘Türk’ bildirisi

Aralarında Prof. Dr. Halil İnalcık, Alev Alatlı, Prof. Dr. İlber Ortaylı, E. Org. Edip Başer, Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Hasan Celal Güzel, HEPAR Genel Başkanı Osman Pamukoğlu ve Eski DGM Savcısı Talat Şalk gibi isimlerin bulunduğu 200’den fazla bilim, devlet, siyaset ve edebiyat adamı bir bildiriye imza attı.

“Türk Milletine Çağrı” başlıklı bildiri şöyle:

“AŞAĞIDA İMZASI BULUNAN BİZLER, TÜRK MİLLETİ’NİN AKLI SELİMİNE SESLENİYOR, TARİHİN BU DÖNEMECİNDE TÜRK MİLLETİ ADINA HAREKET EDENLERİ AŞAĞIDAKİ HUSUSLARDA UYARIYORUZ!

1- Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu ve sahibi olan Türk Milleti’nin adı, vatandaşlık tarifinden ve Anayasa’dan çıkarılamaz.

2- Devletimizin eşit ve şerefli üyeleri olan aziz vatandaşlarımız, ırklara ve mezheplere ayrıştırılamaz.

3- Anadolu coğrafyasında Selçuklu ile başlayıp Osmanlı ile devam eden Türk Milleti’nin kesintisiz egemenliğini esas alan büyük Atatürk’ün kurduğu milli devlet yapısı ortadan kaldırılamaz.”

Tertip komitesinde Prof. Dr. Mustafa Kafalı, Prof. Dr. A. Bican Ercilasun, Prof. Dr. Ümit Özdağ, Prof. Dr. İskender Öksüz ve Sadi Somuncuoğlu’nun bulunduğu  “Türk Milletine Çağrı” başlıklı bildiri, 27 Mart 2013 tarihinde Ankara Sürmeli Oteli’nde kamuoyuna sunuldu.

Orhan Kemal Cengiz: Darbe bir insanlık suçudur, zaman aşımı söz konusu değil

[..][..]Orhan Kemal Cengiz, AİHM’nin aldığı birçok kararda ‘suç işleme tarihine bakılmaksızın insanlığa karşı suçlarda zaman aşımı yargılanmayı önlemez’ hükmünü verdiğini hatırlattı. Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ve Kenan Evren’in darbe suçundan daha kuvvetli olarak insanlık suçu işlediğini ifade eden Cengiz, yargılamaların bu suç üzerinden yapılması gerektiğini söyledi
[..][..]AİHM’nin geçen mayıs ayında açıkladığı Kononov/Litvanya kararında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar söz konusu olduğunda, ceza yasalarının geriye yürütülebileceğini kabul ettiğini belirten Orhan Kemal Cengiz, yine AİHM’nin Kolk ve Kilyiy/ Estonya kararında, insanlığa karşı suçlar bakımından zaman aşımı sürelerinin işlemeyeceğini kesin olarak hüküm altına aldığını kaydetti

http://www.zaman.com.tr/gundem_darbe-bir-insanlik-sucudur-zamanasimi-soz-konusu-degil_1028600.html

Not: Şuan FETÖ firarisi olan O.Kemal Cengiz yukarıdaki satırları Ergenekon ve Balyoz gibi davaları ile ilgili af konusu gündeme gelince yazdı.

ABD’nin 3 saat beklettiği 15 Temmuz açıklaması

15 Temmuz gecesi olaylar devam ederken Türk hükumeti bunun bir darbe girişimi olduğunu belirterek Amerika’dan seçilmiş hükümete desteğini açıklamasını talep etti. Bu destek açıklaması neredeyse ‘üç saat boyunca’ yapılmadı. Washington’dan beklenen o açıklama darbenin başarısızlığa uğrayacağı belli olmaya başlayınca geldi.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu gece, saat 23.15 sıralarında Türk Dışişleri’nden bir telefon aldığını, bir diplomatın kendisini arayarak ABD yönetiminin desteğini beklediğini Washington’a iletmesini istediğini söyledi:

“Ben darbe girişimini Ankara’da rezidansta jetler alçak uçuş yapmaya başladığında öğrendim. Yaklaşık 22.00 sularıydı. Türk hükumetinden bunun bir yasadığı darbe girişimi olduğuna dair aldığım telefonun hemen ardından gittik dar bir ekiple beraber saat 23.30 sularında büyükelçiliğe geçtik. Arayan Türk Dışişleri Bakanlığından birisiydi ve saat 23.15 civarıydı. Arayan kişi bu bilgiyi Washington’a iletmemi istedi ve Türk hükümetinin ABD’nin desteğini beklediğini bildirdi. Ben de bunu derhâl yaptım.” Okumaya devam et “ABD’nin 3 saat beklettiği 15 Temmuz açıklaması”

Şapka takmadığı için asılan Şalcı Şöhret bacı

24 Kasım 1925 tarihinde Erzurum’da şapka kanuna karşı bir gösteri yapıldı. Bu gösteri kısa sürede fakir halkın isyanına paralel olarak olarak büyüdü. Büyüdü dediğimize bakmayın fakirin isyanından ne çıkar en fazla olacaklar telgrafın tellerini koparmak ve Valiliği taşa tutmaktan ibaretti. Cumhuriyetin anlı şanlı valisinin telgrafının telleri kesilir, konağının camları kırılır da vali bey sessiz mi kalır? Tabii ki kalmaz ve hemen kalabalığın karşısına bir manga asker çıkarır; atış serbesttir. İlk kurşunlarla yere üç cansız beden serilir ve zaten bu elinde taştan başka hiçbir kuvvet bulunmayan halkı dağıtmaya yetecektir, yetmiştir!

Halk dağılmış dağılmasına da iki saat kadar süren bu “kıyam” için Vali paşa öfkelidir. Bu cahil halka bir ders vermek elzemdir. Derhal Tatar Hasan paşayla kafa kafaya verip “kıyamı bastırma” kararına varırlar. Muhbirlerin büyük hizmetiyle tespit edilen isyancılar bir bir evlerinden alınırlar. İşte bu evden alınan isyancılardan biri de yetimleri için şal örüp çarşıda satmaktan başka bir derdi olmayan, o gün valilik önüne de evlatlarını merak edip gelen bulamayınca ve ahvalin şiddetini görünce celallenip hiddetle bağıran Şöhret bacıdır.

Şöhret bacı kocası öldüğü için yetimlerine bakmak zorunda kalan bir Anadolu kadınıdır ve evet kafasına şapka geçirmemiş bir suçludur(!) İşte bu suçlu için istiklal mahkemesi derhal kurulmuş, hukuk ve insan hakları dehası Tatar Hasan paşa Cumhuriyet kıyımları rekorlar kitabına girecek bir hızla 22 erkekle birlikte Şalcı Şöhret bacının da idamına karar vermiş ve hemen ertesi günlerde de bu idamları infaz ettirmiştir. İnfaz ettirirken cinsiyeti halk tarafından anlaşılmasın diye başına beyaz bir un çuvalı geçirilmiş ve son nefesine kadar bu namussuz düzene karşı elinde bulunan tek silahını kullanmaktan geri durmamış durmadan sövmüştür.

Bir kesimin iftihar ettiği inkılap tarihinin günümüze gelen yolları hep böyle taşlarla döşeli.

AO! – Özel