“Cemaatin” başına ne gelecek? – Metin Özer

Gelişmeleri takip edenlerin cevabını en çok merak ettikleri soru bu.
Bu soruyu cevaplamadan önce biraz geriye gitmek isterim.
Bundan yaklaşık 2 ay kadar önceydi.
Başbakan Tayyip Erdoğan durduk yere ilginç bir açıklama yaptı.
– Elimde öyle bir dosya var ki, açıklarsam Türkiye’de yer yerinden oynar
Hiç kimse, dosyanın içeriği ile ilgili kendisine tek bir soru bile sormadı.
Peki;  bu dosya neydi ve içerisinde ne vardı?
Dosya cemaat ile alakalıydı.
Cemaatin en tepe noktasındaki bir isim, elindeki bütün belge ve dökümanları Başbakan Tayyip Erdoğan’a teslim etti.
Bu kişinin kimliğini şimdilik açıklamayayım.
Sadece şunu belirtebilirim.
Cemaat içerisinde çok saygınlığı olan ve cemaat üyelerinin ‘abi’ diyerek hürmet ettikleri bir isim.
Küçük bir ipucu daha vereyim.
Bu kişinin Tayyip Erdoğan’a bilgi ve belge verdiğini öğrenen cemaat medyası, son zamanlarda bu ismi hedef aldı.
Neyse ismi boş verelim.
Gelelim dosyanın içeriğine.
Dosyada;  bugün paralel yapı olarak adlandırılan cemaatin derin faaliyetleri yer alıyor.
Bu yapının;  CIA bağlantısıİsrail bağlantısı ve Vatikan bağlantıları belgeleri ile yer alıyor.
Devlet içerisinde kurulan yapı ve bu yapıların başlarında bulunan imamların kimlikleri ve görevleri ile ilgili ayrıntılı bilgi var.
Bunlar birer bilgi olmaktan öte kasetlerle de desteklenmiş.
Değerli okurlarım.
Dosyada o kadar çok isim var ki, inanın açıklandığında büyük şaşkınlık yaşayacaksınız.
Türkiye eyaletlere bölünmüş.
Her eyalete birer ‘imam’ atanmış. Her şehirde ‘şehir imamları’ bulunuyor.
Bu imamlareyalet imamına bağlı olarak çalışıyor.
Eyalet imamları da merkezdeki şura üyesi.
Bu şura;  belli dönemlerde bir araya  gelerek durum değerlendiriyor, kararlar alıyor.
Bu kararlar büyük bir hızla hayata geçiriliyor.
Şura kararıyla ;
ÖSYM soruları çalınıyor.
KPSS soruları çalınıyor.
Polislik sınavı soruları çalınıyor.
Hakim ve savcılık sınav soruları çalınıyor.
Buradan çalınan sorular, dershanelerdeki emin oldukları ve kullanılmaya müsait cemaat üyelerine veriliyor.
Onlar sınavı kazandıklarında atamaları yapılıyor.
Ataması yapılan gençler,  girdikleri devlet kurumlarında buranın imamının emrine giriyor.
Dershane yaygarasının altında da zaten bu çark var.
Dershaneler kapandığında; cemaat, beynini yıkayarak robotlaştırdığı cemaat elemanları ordusundan olacak.
Şura’da sadece eyalet imamları bulunmuyor.
Yargı imamı, siyaset imamı, polis imamı, medya imamı, üniversite ve eğitim imamı, iş alemi imamı, finans imamı ve bürokrat imamı gibi geniş bir imam kadrosu oluşturulmuş. Okumaya devam et ““Cemaatin” başına ne gelecek? – Metin Özer”

279.889 kişinin hakkına girmek-Yıldıray Oğur

279.889 kişinin girdiği bir sınav düşünün. 120 soruda 100 net ve üstü yapmayı başarıp yüzde 1’e giren 3277 aday içerisinde tam tamına 324 evli çift var. Ne dersiniz;  Ailenin zihin açıcı etkisi? Evliliğin bereketi?
Bir sınav düşünün; o zaman kadar yapılmış bütün sınavlarda sadece birkaç kişi bütün soruları doğru cevaplamayı başarmış.. Bir yıl önceki şampiyon ve bir yıl sonraki sınav birincisinin bile başaramadığını ise o yıl sınava giren 350 kişi aynı anda başarmış olsun. 120 soruda 120 net. Ve bu 120 kişiden en az 20’si yine evli çiftler.
Ankara’dan N.S ve A.S, Malatya’dan R.Y ve Z.Y, İzmir’den H.B ve N.B, Sakarya’dan L.Ç ve S.Ç, Malatya’dan R.N ve B.K adlı çiftler 120’de 120 net mucizesini gerçekleştiren evli çiftlerden sadece birkaçı.  
Ankara’dan H.A ve S.A çifti ise daha büyük bir mucizeyi gerçekleştirmiş:İkisi birden tek bir soruyu yanlış cevaplayıp 119 nette kalmışlar. Malatyalı Ö. ailesinde E.Ö 117, eşi A.Ö. 111, İzmirli S. Ailesinde damat Bey 113, gelin hanım 116 net yapmış.
Bütün bu mucizeler Temmuz 2010 KPSS Eğitim Bilimleri sınavında gerçekleşmişti. Öğretmen olmak isteyen 279.889 gencin atanmak için ter döktüğü sınav, ÖSYM tarafından “bazı usulsüzlüklerin meydana geldiği kanaatine varıldığından” iptal edilip Ekim ayında tekrarlanmıştı.
Peki o sınavda ne oldu? 
Bir mucize daha. Sınavdan iki yıl sonra CHP’li milletvekilinin soru önergesi üzerine Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in verdiği cevaplara bakalım.
 
İptal edilen sınavda 100 net ve üzeri yapmış 3.227 çok başarılı öğrenciden 1.175’i nedense bu yeni sınava girmemiş.  Girenlerin ise sadece 76’sı dört ay önceki başarısını tekrarlayıp 100 net üzeri çıkarmış.  
Peki, iptal edilen sınavda 120’de 120 yapan şampiyonlar ne yapmış dört ay sonra. İptal edilen sınavda 120 net yapan 350 şampiyondan 148’i yenilenen sınava hiç girmedi. Girenlerden ise sadece 2’si 100 netin üzerine çıkabildi. Zaten tekrarlanan sınavın birincisi bile dört ay önce 350 kişinin birlikte başardığı 120’de 120 neti tutturamayıp 111 nette kaldı.
Peki ne yapıldı iptal edilen bu mucizevi sınavla ilgili?
Türk Eğitim Sen’in kendilerine adaylardan gelen puan hesaplama itirazlarını dillendirilmesi başlayan tartışmalara büyüdü, önce ciddiye almayıp “Mutsuz insanların feryadı” diyen ÖSYM, sınav  sonuçlarını gösteren çan eğrisinde 3 bin kişinin yarattığı sıradışı ikinci bir çan eğrisini görünce bir sorun olduğuna hükmetti ve sınavı iptal etti.
Sınavla ilgili hemen idari soruşturma açıldı. Önce YÖK soruşturmasında 120 net yapan adayların matematik testlerinin olduğu soru sayfalarının bile kalpleri kadar tertemiz, tek çiziksiz olduğu saptandı.
Sonra Ankara Savcılığı sınavla ilgili adli soruşturma başlattı. Aynı anda Cumhurbaşkanı Gül, Devlet Denetleme Kurulu’na bu konuyu araştırması için talimat verdiğini açıkladı.
ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan skandal üzerine istifa etti. Soruşturmayı üstlenen savcı Şadan Sakınan, ÖSYM’nin tüm kozmik bilgilerini Ankara  Adliyesi’ne getirdi. Yapması gereken MERNİS kayıtları ve telefon tapelerini kullanarak bu şüpheli 3227 kişi arasındaki ilişkiyi saptamaktı. Ama o tuhaf bir şekilde işe 30 polisle sabaha karşı ÖSYM soru kitapçıklarının basıldığı METEKSAN fabrikasını basarak başladı.
Tam o sıralarda birden bire Emniyet 10 ilde düzenlediği operasyonla KCK bağlantılı Joker çetesini çökerttiğini açıkladı. İddiaya gire çete KPSS de dahil sınavlarda sahte kimliklerle adayların yerine jokerlerini sokuyordu. Bir anda skandalın arkasında KCK bulunuverdi.
 
Daha da zamanlaması manidarı bu operasyon haberinden sadece birkaç gün önce gazetelere şöyle bir haber düşmüştü: “Başbakan, KPSS skandalını araştırması için MİT’e talimat verdi.”

Okumaya devam et “279.889 kişinin hakkına girmek-Yıldıray Oğur”

Gülen Hareketi’ne 25 yıl hizmet eden Prof. Dr. Ahmet Keleş paralel yapının kılcal damarlarını tek tek deşifre etti.

‘Fethullah Gülen Cemaati’nde 25 yıl görev alan Prof. Dr. Ahmet Keleş, paralel yapının piramidini anlattı. Star gazetesinde yer alan habere göre; 5. kata kadar çıkan Keleş, cemaatin 1, 2 ve 3’üncü katmanının halk tabakası olduğunu, öğrenciler ve öğretmenlerin oluşturduğunu söyledi.

Prof. Keleş, “4. kat ara kattır. 5, 6 ve 7. katmanlar ‘örgüt ve teşkilat’ katlarıdır. 6. katta Hocaefendi’nin bildiği ve takip ettiği ‘hayati hizmetler’ yürütülür. Bakanlar Kurulu veya Milli Güvenlik Kurulu gibi bir tabaka. Bugünkü sorunların nedeni 5. katın abileridir” dedi.

Askeri vesayetin kaldırılmasından sonra kendi vesayetini kurmaya kalkışan paralel yapının gizli yönetim piramiti deşifre oldu. Fethullah Hoca Arşı dışında 7 katmandan oluşan paralel örgütün 5’inci katmanına kadar yükselen ve karanlık yapıya 25 yıl hizmet veren Dicle Üniversitesi’ndoen  Prof. Dr. Ahmet Keleş, Fethullah Gülen Cemaati’nin bilinmeyenlerini tüm çıplaklığıyla anlattı.

Orta Anadolu Bölgesi’nde 1976 yılında ilk hizmet evini açanlardan biri olan Prof. Keleş, örgütün yönetim şemasını açıkladı: “Piramidin temelini halk tabakası oluşturur. İkinci ve üçüncü katta öğrenciler ve öğretmenler yani hizmet mensupları yer alır. Dördüncü tabaka ara kattır. Hem alt hem de yukarıya bağlantıyı sağlar. Beşinci, altıncı ve nihayet yedinci katlar hocaefendinin de içinde olduğu ‘örgüt ve teşkilat’ katlarıdır. Bu katlar ile altta yer alan ilk üç tabakanın arasında tanımlanamayacak derecede büyük bir fark ve zıtlık vardır. Zaten bugün anlamakta zorluk çekilen de budur.” Okumaya devam et “Gülen Hareketi’ne 25 yıl hizmet eden Prof. Dr. Ahmet Keleş paralel yapının kılcal damarlarını tek tek deşifre etti.”

‘Oslo görüşmeleri’ başsavcı yedi

HSYK, 30 Mayıs günü 1923 hâkim ve savcıyı kapsayan bir kararname yayımlamıştı. Kararnamede, en dikkat çeken atama, 2010’da Ankara Başsavcılığı’na getirilen İbrahim Ethem Kuriş’in sürpriz bir şekilde Antalya Başsavcılığı’na atanması olmuştu. Bu tenzili rütbe olarak yorumlanmış ancak atamanın gerekçesi anlaşılamamıştı. Hatta Başsavcı Kuriş, HSYK’ya 10 kişilik bir liste vererek, bu savcıların yerlerinin değiştirilmesini istemişti. Kurul ise beklenmedik şekilde listeyi değil, Kuriş’in yerini değiştirmişti. 

Ankara’da yürütülen gizli Oslo soruşturmasının varlığı da Murat Esen’in gelişiyle ortaya çıktı.

Esen, geçen yaz sonu dosyaları devralırken, bir soruşturma dosyasının eksik olduğunu fark etti.  Okumaya devam et “‘Oslo görüşmeleri’ başsavcı yedi”